|
"Ana sanayi" kategorisinde konuşlandırılan büyük işletmeler ile "Yan sanayi" başlığı altına daha uygun görülen küçük ve orta ölçekli işletmeler, hangi ilkeler etrafında uyum içinde ve bir arada varlıklarını sürdürebilir? Özellikle Rahmi Koç'un geçtiğimiz haftalarda Kapital Dergisi'ne verdiği mülakat, ana sanayi ile yan sanayi arasındaki ilişkilere dair tartışmalarda, sözlerin dolaysız biçimde söylenmeye başlandığı yeni bir dönem başlattı. Koç, "Demokrasi var diye herkese otomobil üretme izni" verilmiş olmasından yakınıyordu. Bu çıkıştan sonra, uluslararası rekabette inisiyatif elde edebilmek için sektörel örgütlenmede amiral gemilerine bağlı bir strateji izlenmeli diyenler bir tarafta, kayıtsız şartsız tam liberalizasyon, fırsat eşitliği ve girişim özgürlüğü diyenler öteki tarafta saf tuttu. Koç'a göre teşvik mekanizması uluslararası rekabet stratejisinin önceliklerine ve büyük işletmelerin rekabet gereksinimlerine uygun olarak yönlendirilmeliydi. Yani uluslararası ölçekte rekabet gücü kazanabilmek için, ulusal sınırlar içindeki rekabetten feragat etmek şarttı. Tartışma bazı köşe yazarlarının "İstanbul burjuvazisinin Anadolu'da gelişen sermayeden rahatsızlığı" teşhisiyle genişledi ve yeni boyutlar kazandı. Mustafa Özel, Yeni Şafak'ta çıkan yazısıyla Japonya ve Güney Kore deneylerinden yola çıkarak, küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük markalar etrafında sinerji oluşturabileceğini savunan bir analiz yayınladı. Mehmet Altan da Star Gazetesi'nden Koç'un 'ayrıcalık talepleri'ni neredeyse alaycı bir dille yanıtladı. Çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yazılar, Rahmi Koç'un çıkışından bu yana oluşmuş orta büyüklükte bir literatüre, dolayısıyla da tartışmanın hararetine işaret ediyor.
|